Divan edebiyatı, Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonra oluşmuş bir edebiyattır. Bundan dolayı din, Allah, peygamber, tasavvuf vb. konular bu edebiyatta önemli bir yer tutar. Divan şairleri, çoğunlukla medrese kültürüyle yetişmiştir. Divan şairlerinin işlediği en önemli konuların başında aşk gelir. Şiirlerde çoğunlukla ‘Allah aşkı. peygamber aşkı” işlenmiştir. Divan şiirinde bir kişiye duyulan ve mecazi aşk olarak nitelenen aşk da ele alınır. Ancak mecazi aşk da çoğunlukla Allah aşkına (ilahi aşk) dönüşür.
Divan edebiyatında şiire, düzyazıdan daha çok önem verilmiştir. Ancak bu, divan edebiyatında nesir olmadığı anlamına gelmemelidir. Çünkü divan edebiyatında nesir alanında da eserler verilmiştir.
Sponsorlu Bağlantılar
1. Divan Edebiyatı, 14. yüzyıldan başlayarak medrese eğitimi görmüş şehirli aydınlara seslenen bir edebiyattır.
Saray, konak ve medrese gibi devrin yönetim ve öğretim çevreleri ile bunlara yakın olan kesimler içinde varlık göstermesinden dolayı saray edebiyatı, daha çok okumuş kesime hitap ettiği için zümre edebiyatı, şairlerin şiirlerini divan denilen şiir defterlerinde toplamaları nedeniyle divan edebiyatı da denilen edebiyat dönemidir.
2. Bu edebiyat geçiş dönemi 11. ve 13. yüzyıllardan sonra, ortak İslamî edebiyatın bir parçası haline gelir.
İlk edebi ürünlerini 11. ve 13. yüzyıllar arasında veren eski Türk Edebiyatı, Arap ve İran edebiyatları etkisinde bir edebiyat dönemi başlatır. Etkilenme ve örnek alma çerçevesinde başlayan bu edebiyat, zaman içinde farklı bir bakış açısı, duygu ve düşünceleri kendine özgü bir anlatımla ortaya koyarak ortak İslamî edebiyata kendi damgasını vurur.
3. 14. yüzyıldan başlayarak Tanzimat dönemine kadar varlığını yüzyıllarca sürdüren bu edebiyat, kendine özgü bir gelenek yaratmıştır.
Bu dönemin sanatçıları sanat eserinin eksiksiz ve kusursuz olmasına özen göstermiş, biçimsel yetkinliği önemsemiştir. Duygu ve düşüncelerin belli bir anlatım şekliyle sunulması gerektiğini düşünmüş, üslupta belli kurallar oluşturmuştur. Duygu ve düşünceleri sanatkârane bir yolla anlatmayı yeğlemiş, sanatlı bir anlatım yaratmıştır. Tüm bu özellikler yüzyıllarca bu alanda eser veren sanatçılar için de izlenmesi gereken bir yol olarak benimsenmiş ve divan edebiyatı bir gelenek yaratmıştır.
4. Bu dönem edebiyatı nazım ağırlıklı olarak gelişmiştir.
Bu dönem edebiyatı şiire önem vermiş, varlığını şiir ağırlıklı olarak sürdürmüştür. Nesir (düz yazı) genel olarak şiirin etkisinde ve paralelinde gerçekleşmiş, şiirin gölgesinde kalmış, fazla gelişememiştir.
5. Şiirde biçim, biçimsel kusursuzluk büyük önem taşımıştır.
Şiirin kuruluşu kesin kurallara bağlanmıştır. Bu kurallar şiirin biçimini oluşturan nazım birimi (nazım birimi olarak genellikle beyit kullanılmıştır.), ölçü (şiirin ölçüsü aruzdur), uyak (genellikle tam ve zengin uyaklar kullanılmıştır.), nazım şekli (gazel, kaside, mesnevi) başlıca nazım şekilleridir.)
6. Bu edebiyatın dili Osmanlıcadır.
Divan edebiyatının dili, ortak İslâm uygarlığının kullandığı yazılı kültür diline dayanır. Yazı dilinde Arap alfabesi kullanılmıştır. Aydın zümrenin kullanıldığı Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı Osmanlıca denilen dil, bu üç dilin karışımıdır. Dilde Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaların çokluğu dikkat çeker.
7. Divan edebiyatında sanatkârane bir anlatım kullanılır.
Edebî sanatlara düşkünlük, süslü, sanatlı ve mecazlı bir anlatım yaratma bu edebiyatın önemli özelliklerinden biridir. Edebî sanatın yoğun kullanıldığı süslü anlatım, dönemin sanat anlayışı ve kültür yapısıyla ilgilidir. Divan sanatçıları “Sanat için sanat” anlayışındadır.
8. Divan edebiyatında şiirlere özel bir ad, bir başlık konmaz.
Divan şaireri şiirlerini genel olarak nazım şekilleriyle adlandırır. Gazel, kaside, mesnevi, terkib-i bend vb. Şiirlere özel bir başlık konulmaması, İslamî kültürün etkisiyle açıklanabileceği gibi şiirde konu bütünlüğünün olmamasına da bağlanabilir. Çünkü divan sanatçıları bütün güzelliği yerine parça güzelliğini önemsemiştir.
9. Divan şiirinde mazmunlar geniş yer tutar.
Duygu ve düşüncelerin belirli, kalıplaşmış sözlerle ifadesine mazmun denir. Sıkı kurallar içinde gelişen divan şiirinde mazmunlar önemli bir yer tutar. Örneğin sevgilinin boyu selvi, kiprikleri ok, yanakları ruhsar, ağzı goncadır. O sevgiliye aşık olan kişi bülbül ya da pervane’dir. Kişisel ve özgün anlatımlara bu şiirlerde sıkça rastlanmaz.
10. Divan edebiyatı konu,tema ve türler yönünden belli kalıplar içinde kalmıştır.
Çoğu Arap ve Fars edebiyatlarıyla ortak olan konu, tema ve türler, hemen hemen bütün sanatçılar tarafından ya olduğu gibi ya da çok küçük değişiklikler yapılarak kullanılmıştır. Biçimde olduğu gibi konuda da görülen bu sıkı disiplin, insanın duygu ve düşüncelerinin olduğu gibi anlatmasını, toplumda olup bitenleri ortaya koymasını, sanatçının özgür ifadesini sınırlamış, sanatçıyı dar bir alanda bırakmıştır.
11. Divan edebiyatı geniş halk kesimlerinden kopuk ve soyut bir edebiyattır.
Divan edebiyatında her şey zihinden tasarlanmıştır. Toplumsal sorunlar, günlük hayat ve yerli yaşam esere yansımamıştır. Hayali ve soyut unsurlar eserlerde ağırlıklı olarak kendini gösterir.
Saray, konak ve medrese gibi devrin yönetim ve öğretim çevreleri ile bunlara yakın olan kesimler içinde varlık göstermesinden dolayı saray edebiyatı, daha çok okumuş kesime hitap ettiği için zümre edebiyatı, şairlerin şiirlerini divan denilen şiir defterlerinde toplamaları nedeniyle divan edebiyatı da denilen edebiyat dönemidir.
2. Bu edebiyat geçiş dönemi 11. ve 13. yüzyıllardan sonra, ortak İslamî edebiyatın bir parçası haline gelir.
İlk edebi ürünlerini 11. ve 13. yüzyıllar arasında veren eski Türk Edebiyatı, Arap ve İran edebiyatları etkisinde bir edebiyat dönemi başlatır. Etkilenme ve örnek alma çerçevesinde başlayan bu edebiyat, zaman içinde farklı bir bakış açısı, duygu ve düşünceleri kendine özgü bir anlatımla ortaya koyarak ortak İslamî edebiyata kendi damgasını vurur.
3. 14. yüzyıldan başlayarak Tanzimat dönemine kadar varlığını yüzyıllarca sürdüren bu edebiyat, kendine özgü bir gelenek yaratmıştır.
Bu dönemin sanatçıları sanat eserinin eksiksiz ve kusursuz olmasına özen göstermiş, biçimsel yetkinliği önemsemiştir. Duygu ve düşüncelerin belli bir anlatım şekliyle sunulması gerektiğini düşünmüş, üslupta belli kurallar oluşturmuştur. Duygu ve düşünceleri sanatkârane bir yolla anlatmayı yeğlemiş, sanatlı bir anlatım yaratmıştır. Tüm bu özellikler yüzyıllarca bu alanda eser veren sanatçılar için de izlenmesi gereken bir yol olarak benimsenmiş ve divan edebiyatı bir gelenek yaratmıştır.
4. Bu dönem edebiyatı nazım ağırlıklı olarak gelişmiştir.
Bu dönem edebiyatı şiire önem vermiş, varlığını şiir ağırlıklı olarak sürdürmüştür. Nesir (düz yazı) genel olarak şiirin etkisinde ve paralelinde gerçekleşmiş, şiirin gölgesinde kalmış, fazla gelişememiştir.
5. Şiirde biçim, biçimsel kusursuzluk büyük önem taşımıştır.
Şiirin kuruluşu kesin kurallara bağlanmıştır. Bu kurallar şiirin biçimini oluşturan nazım birimi (nazım birimi olarak genellikle beyit kullanılmıştır.), ölçü (şiirin ölçüsü aruzdur), uyak (genellikle tam ve zengin uyaklar kullanılmıştır.), nazım şekli (gazel, kaside, mesnevi) başlıca nazım şekilleridir.)
6. Bu edebiyatın dili Osmanlıcadır.
Divan edebiyatının dili, ortak İslâm uygarlığının kullandığı yazılı kültür diline dayanır. Yazı dilinde Arap alfabesi kullanılmıştır. Aydın zümrenin kullanıldığı Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı Osmanlıca denilen dil, bu üç dilin karışımıdır. Dilde Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaların çokluğu dikkat çeker.
7. Divan edebiyatında sanatkârane bir anlatım kullanılır.
Edebî sanatlara düşkünlük, süslü, sanatlı ve mecazlı bir anlatım yaratma bu edebiyatın önemli özelliklerinden biridir. Edebî sanatın yoğun kullanıldığı süslü anlatım, dönemin sanat anlayışı ve kültür yapısıyla ilgilidir. Divan sanatçıları “Sanat için sanat” anlayışındadır.
8. Divan edebiyatında şiirlere özel bir ad, bir başlık konmaz.
Divan şaireri şiirlerini genel olarak nazım şekilleriyle adlandırır. Gazel, kaside, mesnevi, terkib-i bend vb. Şiirlere özel bir başlık konulmaması, İslamî kültürün etkisiyle açıklanabileceği gibi şiirde konu bütünlüğünün olmamasına da bağlanabilir. Çünkü divan sanatçıları bütün güzelliği yerine parça güzelliğini önemsemiştir.
9. Divan şiirinde mazmunlar geniş yer tutar.
Duygu ve düşüncelerin belirli, kalıplaşmış sözlerle ifadesine mazmun denir. Sıkı kurallar içinde gelişen divan şiirinde mazmunlar önemli bir yer tutar. Örneğin sevgilinin boyu selvi, kiprikleri ok, yanakları ruhsar, ağzı goncadır. O sevgiliye aşık olan kişi bülbül ya da pervane’dir. Kişisel ve özgün anlatımlara bu şiirlerde sıkça rastlanmaz.
10. Divan edebiyatı konu,tema ve türler yönünden belli kalıplar içinde kalmıştır.
Çoğu Arap ve Fars edebiyatlarıyla ortak olan konu, tema ve türler, hemen hemen bütün sanatçılar tarafından ya olduğu gibi ya da çok küçük değişiklikler yapılarak kullanılmıştır. Biçimde olduğu gibi konuda da görülen bu sıkı disiplin, insanın duygu ve düşüncelerinin olduğu gibi anlatmasını, toplumda olup bitenleri ortaya koymasını, sanatçının özgür ifadesini sınırlamış, sanatçıyı dar bir alanda bırakmıştır.
11. Divan edebiyatı geniş halk kesimlerinden kopuk ve soyut bir edebiyattır.
Divan edebiyatında her şey zihinden tasarlanmıştır. Toplumsal sorunlar, günlük hayat ve yerli yaşam esere yansımamıştır. Hayali ve soyut unsurlar eserlerde ağırlıklı olarak kendini gösterir.
Sponsorlu Bağlantılar
Divan şiirinin genel özellikleri şunlardır:
- Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
- Daha çok tam ve zengin uyak kullanılmıştır.
- Şiirler, “göz için kafiye” anlayışıyla yazılmıştır.
- Nazım birimi olarak ağırlıklı olarak beyit tercih edilmiş, beyte göre az da olsa dörtlük kullanılmıştır.
- Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar yoğun olarak kullanılmıştır.
- Oldukça sanatlı, ağır bir dili vardır.
- Anlam ve söz sanatlarına yer vermek bir hüner olarak görülmüştür.
- Gazel, mesnevi, kaside ve rubai gibi Arap ve İran edebiyatı nazım şekillerinin yanı sıra Türklere ait olan şarkı ve tuyuğ nazım şekilleri de kullanılmıştır.
- Şiirler konularına göre tevhit, münacat, naat, methiye, fahriye, mersiye, hicviye adlarını almıştır.
- Aşk, şarap, sevgili, Allah aşkı gibi konular ağırlıklı olarak işlenmiştir.
- Bütün güzelliğine değil parça güzelliğine önem verilmiştir.
- Somut konulardan çok soyut konular işlenmiştir.
- “Sanat için sanat.” anlayışı egemendir.
- Konudan çok konunun işleniş biçimi önemsenmiştir.
- Divan şiirinin İran edebiyatından aktarılmış, şaire özgürlük tanımayan bir estetiği vardır.
- Duygu ve düşünceler kalıplaşmış sözlerle; yani “mazmun”larla anlatılmıştır.
- Şairler, mahlaslarını son beyitte söylemişlerdir.
- Gazel
- Kaside
- Rubai
- Şarkı
- Tuyuğ
- Murabba
- Terkibibent
Nazım biçimi, şiirlerin ölçüsü, uyak düzeni, nazım birimi gibi biçimsel öğelerle kazandığı dış özelliğin genel adıdır. Divan edebiyatında nazım biçimleri “şarkı ve tuyuğ”un dışında Arap edebiyatı kaynaklıdır. Arap edebiyatındaki kaside, gazel gibi nazım biçimleri önce İran edebiyatına geçmiş, oradan da Türk edebiyatına girmiştir.
Nazım Birimi Beyit Olan Nazım Biçimleri (Gazel, Kaside, Kıt’a, Müstezat)
Nazım Birimi Dörtlük Olan Nazım Biçimleri (Rubai, Tuyuğ, Murabba, Şarkı)
Nazım Birimi Bent Olan Nazım Biçimleri (Terkibibent, Terciibent, Müseddes, Tesdis, Muhammes, Taştir)
13.Yüzyıl
Anadolu’da Türk edebiyatı, ilk kalıcı örneklerini 13. yüzyılda vermeye başlar. Bu dönemde edebî dil niteliği kazanmaya başlayan Oğuz Türkçesi ile eserler verilmeye başlanmıştır. Bu yüzyıl, Anadolu’da dini-tasavvufi Türk edebiyatının geliştiği bir dönemdir. Bu dönemin önde gelen tasavvuf şairleri Mevlana, Ahmet Fakih, Sultan Veled ve Şeyyad Hamza’dır. Ancak Klasik Türk şiirinin 13. yüzyılda Hoca Dehhani ile başladığı kabul edilir.
HOCA DEHHANİ
- 13. yüzyılda yaşamıştır.
- İlk divan şairidir.
- Tasavvufun hâkim olduğu bir dönemde ilk kez din dışı konuları işleyen şairimizdir.
- Divanı yoktur.
- Eseri:
- Selçuklu Şehnamesi (mesnevi)
MEVLANA
- 13. yüzyıl tasavvuf şairidir.
- Eserlerini Farsçayla keleme almıştır.
- Her zaman aruz veznini kullanmıştır.
- Yunus Emre’yle birlikte Anadolu’nun en önemli iki mutasavvıf şairinden biridir.
- İnsan sevgisini, hoşgörüyü öne çıkran bir anlayışla ele aldığı eserleriyle evrensel bir şairdir.
- Mevlevi tarikatının kurucusu olan oğlu Sultan Veled de ünlü bir şairdir.
- Eserleri:
- Mesnevi (26 bin beyit)
- Divan-ı Kebir (Gazelleri ve rubaileri)
- Fihi Ma-Fih
- Mecalis-i Seb’a (Yedi Vaaz)
- Mektubat
SULTAN VELED
- Mevlana’nın oğlu ve Mevlevilik tarikatının kurucusudur.
- Eserleri:
- Dîvân
- İbtidâ-nâme
- Rebâb-nâme
- İntihâ-nâme
- Ma’arif
AHMET FAKİH
- Hoca Ahmed Fakîh veya Sultan Hoca Fakîh adları ile de tanınan sanatçının yaşamı hakkındaki bilgilerde belirsizlik vardır.
- En önemli eseri Çarhname’dir.
- Eserleri:
- Çarhname
- Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe
ŞEYYAD HAMZA
- 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları döneminde yaşamış; yazdığı dini-tasavvufi şiirleriyle Ahmed Fakih’i izlemiştir.
- Yusuf u Züleyha adlı mesnevinin yazarıdır.
- Eseri:
- Yusuf u Züleyha
14. YÜZYIL
14. yüzyılda birçok temsilci yetiştiren divan edebiyatı, 13. yüzyıl şairlerinden Hoca Dehhani’den sonra din dışı konularda ürünler vermeye başlamıştır. Bu yüzyılın en tanınmış şairi Ahmedî’dir. Siyasi ve sosyal sarsıntıların yaşandığı bu yüzyılda edebî niteliği zengin eserler ortaya konmuştur. Bu yüzyılda Arapça ve Farsça sözcükler yoğun bir şekilde dilimize girmeye başlar.
AHMEDİ
- 14. yüzyıl divan şairidir.
- “Divan” sahibi olan ilk şairimizdir.
- Eserlerinde sade bir dil kullanmıştır.
- Eserlerinde Oğuz Türkçesinin özellikleri görülür.
- Cemşid ü Hurşit, İran kökenli bir aşk mesnevisidir.
- Eserleri:
- Cemşid ü Hurşit (mesnevi)
- İskendername (mesnevi)
- Divan
AŞIK PAŞA
- Asıl adı Ali olan Âşık Paşa, mutassavıf bir şairdir.
- Selçuklu sarayında Farsçanın konuşulduğu bir dönemde Türkçeyi savunmuştur.
- Eserleri:
- Garibnâme
- Fakrnâme
- Hikâye
- Vasf-ı Hâl
KADI BURHANEDDİN
- 14. yüzyıl divan şairidir.
- Tuyuğlarıyla ünlüdür.
- Sivas’ta beylik de yapan şair, bir savaşta esir düşerek ölmüştür.
- Şiirlerinde dünya zevklerini konu edinmiştir.
- Eseri:
- Divan
NESİMİ
- 14. yüzyıl divan şairidir.
- Azeri sahası şairlerindendir.
- Tasavvuftan etkilenmiştir.
- Sade bir dille, halka ulaşmaya çalışmıştır.
- İnancı nedeniyle derisi yüzdürülerek öldürülmüştür.
- Eseri:
- Divan
GÜLŞEHRİ
- 14. yüzyıl divan şairidir.
- Tasavvufu konu edinmiştir.
- “Kuşların konuşması” anlamına gelen “Mantıku’t Tayr” adlı tasavvufi alegorik mesnevisinde Kaf Dağı’na ulaşmak isteyen kuşların Hz. Süleyman’ın kuşu olan Hüthüt’ün önderliğinde yaptıkları yolculuğu anlatır.
- Eserleri:
- Mantıku’t Tayr (Farsçadan çevrilmiş, alegorik, tasavvufi bir mesnevi)
- Felekname
HOCA MESUT
- 14. yüzyılda yaşamış divan şairidir.
- Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur.
- Eserleri:
- Süheyl ü Nevbahar
- Ferhengnâme-i Sadî
15.YÜZYIL
Bu yüzyıl Anadolu’da Türk birliğinin kurulduğu dönemdir. Bu dönemde yöneticiler kültür, sanat ve edebiyata önem vermiş, bu da bilim, kültür ve edebiyat alanında ciddi gelişmelerin önünü açmıştır. Divan edebiyatı bu yüzyılda daha da güçlenerek gelişimini sürdürmüştür. Dönemin Anadolu’da yetişen en büyük şairi Şeyhî’dir. Ayrıca Ahmet Paşa ve Necati yüzyılın tanınmış diğer şairleridir. Anadolu dışında edebiyatımızın en büyük sanatçılarından Ali Şir Nevâî bu dönemde yetişmiştir.
ŞEYHİ
- 15. yüzyılın en güçlü divan şairidir.
- Tasavvuftan etkilenmiştir.
- Harname adlı 126 beyitlik sembolik mesnevisiyle tanınmıştır.
- Bir fabl olan Hamame’de şair, bir eşekten hareketle tasavvufi ve toplumsal bir hiciv örneği vermiştir.
- Eserleri:
- Harname (mesnevi)
- Hüsrev ü Şirin (Farsçadan çeviri, mesnevi)
- Divan
AHMET PAŞA
- 15. yüzyıl şairidir.
- Bu yüzyılın Şeyhi’den sonraki en güçlü divan şairidir.
- Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır.
- 16. yüzyıl şairleri üzerinde etkili olmuştur.
- “Kerem Kasidesi”yle oldukça sevilmiştir.
- Eseri:
- Divan
NECATİ BEY
- 15. yüzyıl divan şairidir.
- Mahallileşme akımını başlatmıştır.
- Şiirlerinde atasözlerine ve halk söyleyişine yer vermiştir.
- Türkçenin şiir dili olmasına katkıda bulunan şairlerdendir.
- Eseri:
- Divan
SÜLEYMAN ÇELEBİ
- 15. yüzyıl divan şairidir.
- Vesiletü’n Necat (Kurtuluş Vesilesi) adlı mesnevisiyle tanınmış ve sevilmiştir. Günümüzde de sevilen bu mesnevi Hz. Muhammet’in doğumunu anlatır ve “Mevlit” adıyla bilinir.
- Eseri:
- Vesiletü’n Necat (Mevlid)
ALİ ŞİR NEVAİ
- 15. yüzyıl divan şairidir.
- Çağatay edebiyatının önemli temsilcisidir.
- Şairliğinin yanında, düşünür ve devlet adamı kimlikleri de vardır.
- Hamse sahibidir.
- Eserleri:
- Divan (dört tane)
- Muhakemet-ül Lugateyn (Türkçenin Farsçadan üstün olduğu savunulur.)
- Mecalisü’n Nefais (ilk tezkire)
- Mizan’ül Evzan (Aruz vezniyle ilgili teorik bir eser)
16. YÜZYIL
Türk edebiyatının en parlak olduğu dönemdir. Osmanlı’nın siyasî ve sosyal alanda gösterdiği başarıya edebiyat ve sanat alanındaki çalışmalar da eklenmiştir. Divan şiiri, taklit dönemini aşarak kendi üstatlarını yetiştirmeye başlamıştır. Anadolu dışında Fuzûlî, Anadolu’da ise Bâkî bu yüzyılın en önemli temsilcileridir. Ayrıca bu dönemde Zatî, Bağdatlı Ruhî, Hayalî gibi önemli şairler yetişmiştir.
TAŞLICALI YAHYA
- 16. yüzyıl divan şairlerindendir.
- Mesnevileriyle tanınır.
- Hamse sahibidir.
- Eseri:
- Şah u Geda (mesnevi)
BAĞDATLI RUHİ
- 16. yüzyılda yaşamıştır.
- Azeri sahası şairidir.
- Mevlevidir.
- Toplumsal konuları işleyen bir şairdir.
- Divan’ındaki terkib-i bend’iyle tanınır. Üzerine üç yüzden fazla nazire yazılan bu “terkib-i bent”e en güzel nazireyi Ziya Paşa yazmıştır.
- Eseri:
- Divan
FUZULİ
- 16. yüzyıl divan şairidir.
- Bağdat’ta yaşayan şair Azeri sahası Türk edebiyatının temsilcisidir.
- Kerbela’da bir salgın hastalık sonucunda ölmüştür.
- Şiirlerinde üç dili de kullanmıştır: Azeri Türkçesi, Arapça ve Farsça
- Platonik aşkı anlattığı lirik şiirleriyle Türk edebiyatının en büyük gazel ustalarındandır.
- Tasavvufun etkisiyle, beşeri aşkı ilahı aşka ulaşmak için bir basamak olarak değerlendirmiştir; bundan dolayı şiirlerini acı çekmenin insanı olgunlaştıracağı düşüncesiyle yazmıştır.
- Sevgiliye kavuşmak istemeyen, ayrılığın getirdiği acıdan hoşlanan bir şairdir. Bu düşüncesini “Aşk derdiyle hoşem el çek ilacumdan tabip / Kılma derman kim helakim zehri dermanundadır.” beytiyle anlatmıştır.
- Bilimsiz şiiri temelsiz duvara benzeten şairin şiirlerinde dini-tasavvufi birikimi kadar tıp, kimya, matematik gibi bilimlerdeki birikimi de dikkat çeker.
- Güzel bir naat örneği olan “Su Kasidesi”yle oldukça sevilmiştir.
- Leyla ile Mecnun mesnevisinde Mecnun’un beşeri aşktan ilahı aşka yükselişini anlatır.
- Divan şairlerini de halk şairlerini de etkilemiştir.
- Eserleri:
- Divan (Türkçe, Arapça ve Farsça)
- Leyla ile Mecnun (mesnevi)
- Şikâyetname (Süslü nesir örneğidir. Kanuni’nin ölümünden sonra kendisine verilmeyen maaşı vesilesiyle rüşvetçiliği, sosyal aksaklıkları konu edinen bir mektuptur.)
- Hadikatü’s Süeda (Kerbela olayını anlatır)
- Hadis-i Erbain Tercümesi (Kırk Hadis)
- Risale·i Sıhhat ü Maraz (Sağlıkla ilgili)
- Beng ü Bade
- Enisü’l Kalb
- Rind ü Zahit
- Sakiname
BAKİ
- 16. yüzyıl divan şairlerindendir.
- Sultanü’ş Şuara (Şairler Sultanı) olarak tanınır.
- Divan şiiri Osmanlı sahasında en olgun seviyesine Baki ile yükselmiştir.
- Gazel ustasıdır.
- Din adamı olmakla birlikte, tasavvuftan etkilenmemiş, din dışı konuları ele almış ve somut aşkı anlatmış bir şairdir.
- Mahallileşme akımının etkisiyle sade İstanbul Türkçesiyle şiirler yazmış bir öncü isimdir.
- Fuzuli gibi acıları anlatan bir şair değildir; rindane (zevk ve eğlenceye düşkün) bir şairdir.
- Kanuni Sultan Süleyman tarafından korunmuştur.
- Kanuni’nin ölümü üzerine terkib-i bend biçiminde yazdığı, en önemli eseri olan Kanuni Mersiyesi’yle tanınmıştır. Bu mersiye Divan’ında yer almaktadır.
- Mesnevi yazmamıştır.
- En önemli eseri Divan’ı olan şairin, Arapçadan çevirdiği eserleri vardır
- Şiirleri, özellikle Şeyhülislam Yahya ve Nedim üzerinde etkili olmuştur.
- Eserleri:
- Divan
- Fezail-i Cihad (Arapçadan tercüme)
- Fezail-i Mekke (Arapçadan tercüme)
- Hadis-i Erbain Tercümesi
ZATİ
- 16. yüzyılda gazel ve kaside türlerinde eserler veren önemli divan şairlerimizdendir.
- Eserleri:
- Şem ü Pervane, Ahmed ü Mahmud, Ferruhname, Siyer-i Nebi, Fal-i Kur’an, Şehrengiz
HAYALİ
- Heyecan ve hisse çok değer veren bir şairdir.
- Tasavvufi şiirleri olmakla birlikte tasavvufi bir şair değildir.
- Eseri:
- Divan
NEV’İ
- Edebiyatımızda sâde dilli ve samimî duygular bulunduran gazelleri ile tanınmıştır.
- Âşıkane söyleyişi vardır.
- Eserleri:
- Dîvan, Hasb-ı Hâl, Tercüme-i Hadîs-i Erbain
17. YÜZYIL
Türk edebiyatının kendi kimliğini bulduğu bir dönemdir. Osmanlı devletinde başlayan siyasi gerilemeye karşılık, bu yüzyıl edebiyatında gelişme ve yükselme devam eder. İran edebiyatını taklit etme ve örnek tutma alışkanlığı, özellikle bu yüzyılda terk edilmiş. Türk şairleri, kendilerini İran şairleriyle eşit hatta onlardan üstün görmeye başlamıştır bu yüzyılda. Nef’i ve Nâbî bu yüzyılın en önemli şairleridir. Ayrıca Şeyhülislam Yahya, Naili, Neşâti, Nevizade Atâî gibi şairler yetişmiştir bu dönemde.
NEF’İ
- 17. yüzyıl divan şairidir.
- Hiciv şairidir. (Ölümü de hicivleri yüzünden olmuştur)
- Kaside ustasıdır.
- Sebk-i Hindi akımının etkisindedir.
- Dili ağır ve süslüdür.
- Övgüleri, daha çok kendi şairliğine dönüktür. Yani kasideleri fahriye türündedir.
- Eserleri:
- Divan (Farsça ve Türkçe)
- Siham-ı Kaza (Kaza Okları, hicivlerini topladığı kitabı)
NABİ
- 17. yüzyıl divan şairlerindendir.
- Hikemi (öğretici, düşündürücü, felsefi) şiir tarzının en önemli temsilcisidir.
- Düşünceye önem veren toplumcu yönü olan bir şairdir.
- Çağının aksaklıklarını eleştirmiştir.
- Şiirlerinde anlaşılması güç sözcüklere fazla yer vermez. Şeyhü’ş Şuara (Şairlerin Şeyhi) unvanıyla anılır.
- Eserleri:
- Divan (Türkçe ve Farsça)
- Hayriye (Oğlu için yazdığı, didaktik bir mesnevi)
- Hayrabad (mesnevi)
- Tuhfetü’l Harameyn (Gezi yazıları)
- Surname
AZMİZADE HALETİ
- 17. yüzyılda rubaileriyle ün yapmıştır.
- Rubai nazım şeklini edebiyatımızda kullanan en usta şairdir.
- Rubailerini Divan’ında toplamıştır.
- Eserleri:
- Divan
- Sakiname
- Münşeat
NAİLİ
- Gazel tarzına yeni bir söyleyiş, yeni bir tarz, yeni bir hava getirmiştir.
- Sebk-i Hindi tarzının divan edebiyatındaki ilk temsilcisidir.
- Eseri:
- Divan
NEVİZADE ATAİ
- Gazel ve kasidede başarılı olmakla birlikte asıl başarısını ve gücünü mesnevilerinde göstermiştir.
- Dili oldukça ağır ve külfetli olan şairin gazellerinde Fuzûlî, Nev’î ve Bâkî’nin etkileri görülür.
- Hamse sahibidir.
NEŞATİ
- Kasidelerinde Nef’î’nin etkisi görülür.
- Divan edebiyatının Sebk-i Hindî tarzının öncülerindendir.
- Eserleri:
- Dîvân, Hilye, Edirne Şehrengîzi, Şerh-i Müşkilât-ı Urfî
ŞEYHÜLİSLAM YAHYA
- Gazel nazım şeklinde üstat olarak tanınmış, onun bu alandaki başarısı daha sonra Nedim gibi bir şair tarafından bile kabul ve takdir edilmiştir.
- Eseri:
- Divan
18. YÜZYIL
Divan edebiyatının son büyük sanatçılarının çıktığı dönemdir. Bu yüzyıldan sonra divan edebiyatı, ikinci derecedeki sanatçıların elinde orijinalliğini yitirmiştir. Bu yüzyılda “Mahallileşme akımı” önemli bir edebî harekettir. Bu akımla yerli ve millî özellikler kazanmaya başlayan edebî eserler halk zevkini ve dilini yansıtır hâle gelmiştir. Ayrıca bu yüzyılda Türklere özgü bir nazım şekli olan şarkı çok rağbet görmüştür. Nedim ve Şeyh Galip bu yüzyılın ve edebiyatımızın en önemli şairleri arasında yerini almıştır.
NEDİM
- 18. yüzyıl Divan şairidir.
- Zevk ve eğlence şairidir.
- İstanbul’un gezinti ve eğlence yerlerini şiirlerinde anlattığı için “İstanbul Şairi” olarak anılmaktadır.
- Lale Devri’nin canlı, eğlenceli yaşamını şiirlerine aktarmıştır.
- Dini şiiri yoktur.
- Şarkı nazım şeklindeki eserleriyle sevilmiştir.
- İstanbul Türkçesiyle başarılı gazel, kaside ve şarkılar yazmıştır.
- Şiirlerinde halk dilinde yer alan deyim ve sözcükleri kullanmıştır.
- Mesnevisi yoktur.
- Mahallileşme akımının etkisiyle hece ölçüsüyle bir “türkü” yazmıştır.
- Eseri:
- Divan
ŞEYH GALİP
- 18. yüzyıl divan şairidir.
- Divan şiirinin son büyük şairidir.
- Mevlevi şeyhidir.
- Sebk-i Hindi akımının temsilcisidir.
- Sembolik, sanatlı ve ağır bir dili vardır.
- Mahallileşme akımından da etkilenmiş, halk söyleyişine yakın dille şiirler de yazmıştır.
- Mahallileşme akımının etkisiyle, heceyle yazdığı bir “şarkı”sı da vardır.
- Eserleri
- Divan
- Hüsn ü Aşk (İlahi aşk uğrunda bir dervişin çekmek zorunda olduğu çileleri, sembolik bir dille anlattığı bir mesnevidir.)
SÜNBÜLZADE VEHBİ
- Kasidelerinde Nefî’yi, gazellerinde Bâkî ve Nâbî’yi taklit eden şair, daha çok mesnevileriyle tanınmıştır.
- Eserleri:
- Lutfiyye, Tuhfe-i Vehbi, Nuhbe-i Vehbi, Şevkengiz
ENDERUNLU FAZIL
- Mahallileşme ve halka yaklaşma akımının önemli temsilcilerinden sayılır.
- Eserleri:
- Divan, Hubanname, Defter-i Aşk, Çenginame, Zenanname
FITNAT HANIM
- Nazım tekniğine olan hâkimiyeti, ifade kuvveti şiirlerinde kendini gösterir.
- Kaside ve benzeri geniş çerçeveli manzumelerden çok, gazel, kıt’a, rubai gibi küçük hacimli şiirler yazmayı tercih etmiştir.
- Eseri:
- Divan
19. YÜZYIL
Bu yüzyılda divan edebiyatı çökmeye ve çözülmeye başlamıştır. Nedim ve Şeyh Galip’le en yüksek dereceye çıkan divan edebiyatı bu yüzyılda büyük bir sanatçı yetiştirememiştir. Sünbülzade Vehbi, Enderunlu Vasıf, Akif Paşa, Leyla ve Şeref Hanımlar bu yüzyılda yetişen son divan şairleri arasında gösterilebilir. Yüzyılın ikinci yarısında divan geleneği yerini Batı tarzı edebiyata bırakmıştır.
ENDERUNLU VASIF
- Nedim’in etkisinde olan sanatçının dili sade, üslubu içten ve doğaldır.
- Mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.
KEÇECİZADE İZZET MOLLA
- Devrin son üstadı kabul edilir.
- Eserleri:
- Bahar-ı Efkâr, Hazan-ı Asar, Mihnetkeşan, Gülşen-i Aşk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder